NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
   
  .
  Türkmeneli İnsan Hakları Derneği'nin Basın Bildirisi
 

Türkmeneli İnsan Hakları Derneği'nin Basın Bildirisi
11 Mart 2008, Salı
Bu haber 19 defa okunmuştur.
  Türkmeneli İnsan Hakları Derneği bir  Basın Bildirisi yayınladı. 

Türkmeneli İnsan Hakları Derneği bir  Basın Bildirisi yayınladı.

Irak'ı özgürleştirme adı altında başlayan belirsiz süreç tam bir kaosa dönüşmüş, kadın, erkek, çocuk, yaşlı herkesi derinden etkilemiştir. Pek çok insan ölmüş, yaralanmış, sakat kalmıştır. Pek çok yuva dağılmış, kadınlar eşsiz, çocuklar ailesiz kalmıştır. Kadınlar ailelerini kurtarmak isterken, kendilerini kurtaramamış, çoğu kez zorbalıklara, tecavüzlere ve haksızlıklara maruz kalmıştır. Gücü ellerinde bulunduranlar, güçlerini ölçüsüzce kullanmış, milyonlarca insanı mağdur etmişlerdir.


Kerkük'te, Erbil'de, Telafer'de, Tuzhurmatu'da ve Türkmenlerin yaşadığı pek çok yerde kadınlarımız can güvenliği, asayiş, sağlık gibi temel sorunlarla boğuşurken, bir de yaşadığı şehirlerde sokağa çıkamaz hale gelmiştir. Sefalet, cehalet ve geri kalmışlığın sonucu olarak kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığı had safhaya ulaşmıştır.


KDP ve KYB'nin Kerkük'teki boş arsalara, kamu binalarına, mezarlıklara, stadyuma, kısacası her boş alana yerleştirdiği yüz binlerce Kürt göçmen şehir yaşantısını çekilmez hale getirmiş, Kerküklü kadınlar, kaçırılma, taciz, hırsızlık ve benzeri olaylara maruz kalmıştır. Saddam döneminde zorla göç ettirilen Türkmen aileler, şimdi KDP ve KYB militanları tarafından aynı muameleyle karşı karşıya bırakılmaktadırlar.


Devrik Saddam rejimince Tisin'den zorla göç ettirilmek istenirken toprağını terk etmemek için kendini yakan Türkmen kızı Zehra Bektaş boş yere mi  ruhunu teslim etmiştir?


Ya Saddam rejimi karşıtı olduğu gerekçesiyle göz altına alındıktan sonra kendisinden haber alınamayan ve cesedi yıllar sonra bir toplu mezarda bulunan Ayman Cabbar Beyatlı ne uğruna can vermiştir?


Sistematik bir biçimde bombalama ve yıkıma maruz kalan Telafer'de ise yuvalar yıkılmış, aileler sokakta kalmış, şehre yiyecek, su ve tıbbi malzeme girişine bile izin verilmemiştir. Direnişçi olduğu şüphesiyle herkese potansiyel suçlu muamelesi yapılmış; gözaltı, işkence, fena muamele artık sıradan bir olay haline getirilmiştir. İşgalcilerin ve işbirlikçilerinin muhbirlik yapması için baskı yaptıkları 11 çocuk annesi Telaferli kadınımız askerler tarafından tecavüze uğramıştır. Bu ve buna benzer pek çok vahşi olayı unutmadık, unutturmayacağız.


Erbil'deki kadınlarımız ise artık Türk olduklarını dile getirememekte, sokakta anadillerini konuşamayacak duruma gelmişlerdir. Çeşitli baskılarla yıldırılmaya çalışılmakta ve kimliğinden vazgeçmesi istenmektedir. Saddam gibi bir diktatörün uygulamalarına boyun eğmeyen Türkmen kadını, şoven Barzani'nin asimilasyon çalışmalarına da boyun eğmeyecektir.


Geçtiğimiz günlerde Tuzhurmatu'da kadın ve çocuklarımız Kerbela'dan dönerken yolda yaylım ateşine tutularak öldürülmüşlerdir. Özellikle Türkmenlerin hedef alındığı bu gaddarca saldırıların hesabını kim verecektir?


Ne yazık ki başta Birleşmiş Milletler olmak üzere pek çok uluslar arası kuruluş ve sürekli olarak çağdaşlık ve insan hakları vurgusu yapan ülkeler, bütün bu olanlara sesini çıkarmamış, gerekli tepkiyi vermemiş, tarihin bu utanç verici olaylarına seyirci kalmışlardır. Uluslararası kuruluşları, ülkeleri, sivil toplum örgütlerini ve özellikle de bireyleri çok geç olmadan, haksızlıklara karşı mücadele etmeye ve tepki göstermeye çağırıyoruz.


Her şeye rağmen biz Iraklı Türkmen kadınları olarak gerek Irak'ta, gerek bölgede barış için mücadele edeceğimize ve çağdaş uygarlık düzeyine varıncaya dek çalışmayı sürdüreceğimize söz veriyoruz. Gelecek yıllarda kadınlar gününü barış ve huzur içinde kutlamayı diliyor, tüm dünya kadınlarının, kadınlar gününü kutluyoruz.

 
 
  Bugün 13 ziyaretçi (43 klik) kişi burdaydı!
 
 
KERKÜK TÜRKTÜR TÜRK KALACAK Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol