NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
   
  .
  Türkmen Kimdir
 

TARİHÇE

Türkmenler ırak halkı'nın bir bölümüdür. Irak'ın diğer halkları gibi şan ve yiğitlik dolu bir tarihe asil ve şanlı bir kültür'e ve dedelerden oğullara taşınan ulusal bir mirasa sahiptirler. Ama bir çok nedenden dolayı yeterli önemi göremeyen türkmen tarihi dolayısıyla sosyal, siyasi ve ekonomi yönden de desteklenmediğinden araştırmalar konusunda yeterli ilgiyi görmemiştir. Ayrıca türkmen ulusçuluğu varlık ve kimliğinin ispatlaması konusunda da tarih boyu hüküm süren güçler sayesinde değişik insanlık dışı durumlarına boyun eğmek zorunda kalmıştır. Türkmen ulusçuluğu h. 54 yılında basra'da yerleşme dönemine ait bir geçmişe sahiptir. Ancak ırak tarihi boyunca hep ırkçı siyasette maruz kalmıştır. İki milyondan fazla türkmen vatandaşını yok etmeyi amaçlayan bu siyaset, hazırlanmış planlara dayanarak bastırma, soykırım, zorunlu göç gibi uygulamalarla az sayılmayan köyleri yok edip kalanları da araplaştırmıştır. Irak'taki türkmenler, milli tarih ve kimliklerini çirkinleştirmekten uzak tutup ıraklı kimliklerini açıklayan uzman incelemelerine ihtiyaç duymaktadırlar. Dolayısı ile tarihin derin denizlerine dalarak tarihte türkmenlerin gerçek ve sabit rolünü açıklamalıyız.

Türkmen kimdir?


Türkmenler orta asya'da yerleşen bir türk kavmidir. Türkmen adını m.11nci yüzyıldan bu yana kullanmışlardır. Önce farsça olan toplu (türkmanend) biçiminde kullanmışlardır. Bu şekille de fars tarihçisi olan (kalgırdizi)'nin kitabında yer almıştır. Ayrıca abu el-fazıl el-behkıy (oğuz) anlamına gelen türk lafını tüm yazılarında kullanmıştır.

Orhun kitaplarında menğolya'da oturmaya alışan oğuzlar'ın m.8nci yüzyıl döneminde o yörelerde yaşadıkları yazılmıştır. Doğuda türkmenleri anan ilk kişi ise tungatin idi. Çin bilgini (tükümeng) biçiminde türkmenlerden bahsetmiştir. Tungatin rivayetinde şöyle söylüyor (tükümeng) sektek diyarı yani şimdiki diyarın diğer bir adıdır ve bu diyar hıristiyanlar döneminin başlangıcında doğudan başlayıp m.10ncu yüzyılında oğuzların ana yurdu olan siham ırmağının aşağı akımına kadar uzanırmış. Ayrıca hers de alman bavyera bilginler akademi toplantısında buna işaret etmiştir. Türkmen arap coğrafya musanniflerine ait olan mukaddesi kitabında da türkmen adı kayıt edilmiştir. Türkmen kelimesi kaşgarlı mahmut döneminden bu yana kullanılmıştır. Ayrıca farsça yaygın olan türkmen'de yani türk'e benzer deyimi de ortaya çıkmıştır. Türkmenlerin batı asya'da yayılmasına dair bir bilgi istendiği zaman m.11nci yüzyılında meydana gelen olaylardan dolayı selçuk oğulları hakkında yazınlara bakabiliriz. Ayrıca şimdi orta asya'da yaşayan türkler dikdörtgen başları ile bilinirlerdi. Nedeni de orta asya'da yaşayan iranlı hakları ile kaynaşmalarındandır. Doğulaşan (partulu) çin kaynaklarına dayanarak şöyle söylemiştir. Hazar denizden çin sınırlarına kadar uzanan yerde üç türk halkı bulunmaktadır.

A.El-gaz:hazar denizinden (sirdarya) ırmağının orta akımına kadar uzanan yerde yerleşmişlerdir.

B.El-karluk:yirmi gün yaya süresi (kırınağane)'nin doğusuna düşen yerlerde yerleşmişlerdir.

C.El-seğir oğuz (otukas oğuzlar): (karluk) topraklarının sınırlarından başlayıp çin'e kadar uzanan yerlerde yerleşmişlerdir.

Yukarıdaki bilgilere dayanarak (el-gaz ve karluk) kabileleri, hazar denizi civarındaki geniş yerlerden, şirdarya ırmağının akım ortalarından ve yirmi gün yaya süresi ile kırnağa'nın doğusunda yaşayan insanlara türkmen adı verilmiştir. Ebu sait de söylüyor türkmenler, selçuk oğulları döneminde rum'u fetih eden türklerin büyük bir neslidir. Ekleyerek söylüyor, mezopotamya ve horasan'da yerleşip islam'ı din bilen daha sonra anadolu, ırak ve orta doğu devletlerine akım yapan türkmenler, oğuz türkmenlerindendir. Türk dallarının en görgülü dalı olup tarihte en büyük imparatorluk sayılan selçuk ve osmanlı imparatorluğunu kurmuşlardır.

2.Türkmen adının anlamı

Türkmen adı hakkında birbirinden ayrı bir çok görüşler ortaya atılmıştır. Bunlardan ebu fida şunları söylemiştir. Türkmenlerin bu adı almasının nedeni horasan ve mezopotamya türkleri müslüman olduktan sonra tercüman diye adlandırıldılar. Çünkü bu cemaat arap fathileriyle müslüman olamayan türkler arasında tercüman olarak çalışıyorlardı. Bu ünvan değiştirilerek zamanla türkmen olmuştur. Ayrıca derbülü söylüyor : oğuz han'a mensup olan bazı oymaklar horasan batısına göç ederek orada yerleşti ve babaları döneminden kalan sert şiveyi kullandıklarından dolayı horasan halkı tarafında türk'e benzer adını aldılar. Rus partold da bu konuda:türkmen adı aslı meçhul olan bir kelimedir ilk defa m.10ncu yüzyıla ait olan kitaplarda kullanılmaya başlanmıştır demiştir. Tarih uzmanı dr. Faruk somer'e ait bir görüşte: m.10ncu yüzyılda islam devletleri ile ticari ilişkiler sonucu müslüman olan oğuz oymaklarının çoğuna türkmen adı verilmiştir. Bu ad geliştirilerek iki çağdan sonra oğuz adı yerine kullanılmıştır. Türk tarihçisi yılmaz öztuna ise;müslümanlar, türkmen adını müslüman oğuz türklerine vermişlerdir. Ayrıca bu kelime m.11nci yüzyılda oğuz adının eş anlamı olarak göçebe oğuz kabilelerine de verilmiştir. Belki de ibn-i kesir ve mehmet neşri'nin söylediği gibi türkmen (türk ve dinlerden) oluşan birleşik bir kelimedir. Ayrıca türk musanniflerinden olan hüseyin hüsamettin görüşünü açıklayarak şöyle söylüyor; (man) büyüklük ihtişam anlamına gelir. Böylece genel anlamı büyük türk olur. Önemli olan diğer görüşler ise türk dil bilgisi kurarlarına dayanarak, men-man adetleri türkçe'de büyüklük, sonsuzluk, çokluk ve saflık anlamına geliyor. Kısaca birleşik turkmanend kelimesi (asil türk) yada (safkan türk) anlamına gelir. Necip asım fira ise şöyle söylüyor; türkmen kelimesi (türk+man) dan oluşmuş olup türk adamı yada türk savaşçısı anlamına gelmektedir.

3.Türkmen boylarının ad ve yurtları

Oğuz boylarının tekil ismi daha eski bir biçimde ortaya çıkmıştır. Bunlardan mahmut kaşfir kitabında "salur yerine salgır ve yazir yerine yazgir" gibi ifadelere yer vermiştir.. Bu boyların sayısı ise reşiddedin fazıl el-hemezani'nin kitabında ortaya çıktığı gibi 24 boydur. Ama mahmut kaşfir'in kitabında bu boy adlarının sadece 21 tanesi gözükmektedir. Kalan üç boy'dan ise reşideddin, birli, korik ve kakın biçiminde bahsetmektedir. Böylece reşideddin fazil el-hamezani tarafından anılan boy adı 24 tanedir. Bu sayıyı birçok türkmen efsaneleri ortaya çıkarmıştır. Mahmut kaşfiri'ye göre ise 21 boydur. Aslında bu boyların sayısı 24 boydur ama islamdan önce diğer boylardan üç boy ayrılarak boğaz halkını oluşturulmuştur. Türkmen adı moğol döneminde oğuz adı yerine kullanılmıştır. Oğuz kelimesinin m.12nci yüzyılda kullanması fazla yaygın idi. Reşideddin veya mahmut kaşfiri bu boyların yurtları hakkında hiçbir bilgi vermemişlerdir.

Tak-yak ve yazgır yada yazırhım boyları h.6 yüzyıl sonunda belirli yurdu olan en eski boylardandır ve konut yerleri balkan doğusundadır. Oğuz topluluklarından olan türkmenler ırak'a girdikten bu yana 22 boya ayrıldılar. Bu boylar da (kınık, kıyığ, bayındır, rafa, silferi, afşar, bekitla, bekder, bayat, yezgir, aymer, kırablık, akder, eked, tutraka, avleyin, dilğ, tükır, bıcık, guldu, cepni ve çırıklığ).

Ebu battuta ise osmanlılar türkmen adı ile söylenmiştir. Halim el-zahiri'de (h.9) m.15. Yüzyılda (bıroklimat arap edebiyat ve tarihçisi) kitabı için gazze'den diyarbakır'a kadar memlükler imparatorluğunda yaşayan türkmen boyları adını bir bir yazıdan almıştır. Diyarbakır bölgesindeki dulkadir boyu da halil el-zahiri'nin andığı gibi türkmen boylarından siyasi varlığa sahip olan tek boydur. Gerçekten asya batısında akkoyunlu ve karakoyunlu devletleri hariç diğer türkmen devletlerinin hiçbir siyasi rolü olmamıştır. Ayrıca moğol dönemine kadar eski put tapanlığını koruyan orta asya'daki türk halklarından olan türkmen boylarınında bir rolü vardı. Ama bu boyların kalkınması diğer geçebe uluslar gibi tekil kişiler çabasına dayandığı için adları geçmemiş örneğin saek. Oymağı ki halen 1651 yılında öldürülen komutanlarının adına dayanarak kendilerine bir ad vermişlerdir. Irak'taki türkmenler türk boylarının bir karşımıdır. Özellikle oğuz ve el-gazi boylarının. Bu boylar sayısız dalgalar şeklinde değişik dönemlerde kazvin denizi ile batı çin sınırları arasına düşen orta asya'dan gelmişlerdir. Ayrıca milletler komisyonu tarafından musul vileyetinin dönüşünü incelemek için verilen raporlara dayanarak m.11 yüzyılda çihon ırmağını aşıp islam'i bilen türkler, türkmen adını almışlardır.

Irak'ta Türkmenlerin tarihi kökeni

Büyük sultani yolu üzerine düşen ve türkçe konuşan köy ve şehirlerin halkı türkmen ırkından olan ırak halkı olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca kerkük maddesi başlığı altında islam bilginler dairesinde şöyle yazılmıştır.

Bu Türklerin varlığı belki de osmanlı fethinden önceye dayanır. Ama asılları m.9ncu yüzyılda abbasi halifeleri tarafında kurulan türk garnizonlarına (1037-1187) yılında selçuk sultanları, (1117-1197) yılında ırak selçukları yada (1114-1232) yılında erbil'deki bektekin atabeyliği dönemlerinde yapılan hicret hareketlerine dayanmaz. Buralarda yaygın olan sünni mezhebini görüyoruz. Özellikle osmanlı döneminde iki merkez olan kerkük ile kifri ve erbil'den daha yakın olan altınköprü şehirlerinde ıraklı tarihçi ırak'taki türkmen varlığını aşağıdakilere dayandırıyor:

A.Anadolu'dan ırak'a büyük selçuk oğullarının gelişi.

B.Timurlenk eline geçen 100,000 türk tutsağın torunları.

C.Sultani yolunu korumak için 1512-1566 yılında birinci sultan selim (yavuz) ve birinci kanunu süleyman döneminde gelenler.

D.1502-1524yılında şah ismail el-safevi tarafından ırak işgali esnasında askeri garnizon olarak toplanan azerilerin torunları.

E.Son olarak bazı incelemelerde, 1730-1747 yılında (nadir şah) tarafından inşa edilen azeri garnizonlara yerleştirilenlere dayandığı söyleniyor.

Türkmenler ırak'ın yeni ve çağdaş tarihini:

Irak toprakları uzun tarihi boyunca değişik nedenlerden dolayı birçok savaş, çatışma ve olaylara sahne olmuştur. Kuzey doğuda olan dağlık bölge ve güney doğudaki büyük çöl görünümü ırak'ın önemini özellikle savaşlar döneminde artırırdı. Çünkü bu bölge, değişik ulus ve dinlere mensup olan insanların geçiş koridoruydu. Genellikle ırak nüfusu dağları konut bilen kürt ve ovalarda oturan araplardan oluşur. Bu iki topluluk arasında da kendi dil, adet ve geleneklerini koruyan türkmenler yaşarlar. Dolayısıyla türk yada türkmen lafı kürt ve arap bölgeleri arasında yaşayan insanlara denir. Zamanla bölgeleri gelişip şimdiki telafer, guver, mahmur, altınköprü, kerkük, dakuk, tuzhurmatu, kifri, hanekin, ve mendeli şehirlerine dönüşmüştür. Irak'ta 1925 yılında çıkan ilk anayasa kürtçe, arapça ve türkçe basılmıştır. Ancak 1933 yılında yapılan düzeltmelerden sonra 17nci maddesinde şöyle diyor: "ülkede arapça dil olacaktır" ama 1931 yılında bu madde ile ilgili 74 sayılı mahalli diller kanunu türkmenleri istisna etmiştir ki içinde: "yargı işleri, kerkük ve erbil gibi türkmen bölgelerinde türkçe olması lazımdır" 1950 yılında hükümet okullarda türkçe dilin kullanılmasını azaltmaya başlamıştır. Daha sonra 24 ocak 1970 tarihinde resmi bir kanunla ilk okulda türkçe eğitim yapma kararı aldıktan bir yıl sonra hükümet aynı kararı hiç bilip okulları kapatarak türkçe ile eğitim yapmayı yasaklamıştır.

1970-1980 yılları arasında türkmenler çeşitli terör işlerine maruz kalmışlardır. Bazı liderler tutuklanıp yargılanmış yada suni yargılarla hapiste yatmışlardır. Irak hükümeti kullandığı insanlık dışı siyasete rağmen türkmen halkını bir türlü mücadele yolundan uzak tutmayı başarmamıştır. Onlar dedelerinin yurdunda hep gelenek ve milli varlıklarını canlandırmaya çalışmışlardır.

Irak'ta Türkmenlerin yerleşim yerleri:

Türkler, kürt bölgeleri ile arap bölgelerini birbirinden ayıran bölgede yani kuzey batı ve güneye doğru uzanan çizgi arasında yaşamaktadırlar. Bu bölgede şu köyleri kapsamaktadır: "telafer, dicle ırmağı sol tarafına düşen ve erbil ile musul şehirlerinin güney doğusuna düşen köyler, altın köprü, kerkük, tazehurmatu, tuzhurmatu, kifri, hanekin, kara tepe, kılar bat ve mendeli "erbil siyasi yargıcısı dıpliyolar bu konu hakkında şöyle yazmıştır: ingiliz işgali döneminde türkçe konuşan yani türk olan iki bölge vardı. Birisi erbil ve diğeri küçük zap ırmağındaki bir ada ortasına düşen altın köprü. Ayrıca hüseyin fazıl kerküklü, erbil, ve türkmenlerin yaşadığı diğer bölgeler hakkında çıkarttığı "musul problemi" adlı kitabında şöyle demiştir: bu şehirlerde yaşayan insanların aslının türkiye'den olduğu kanıtlanmıştır. Üstelik türkçe konuşmaları yanında görgülü ve şahsiyetli türk imişler. Ayrıca hükümet gözetimi altında çıkan ilk gazete türkçe basılmıştır. Ayrıca erbilde ki beş muhtarın aslının türk olduğu belirlenmiştir. "el- tecdid el- hazari likalet erbil" (erbil kalesinin çağdaş yenilenmesi) adlı kitabın yazarı haydari da şöyle demiştir. "erbil kalesi osmanlıların son döneminde görgülü şahsiyetlerin konut yeri idi". Öte yandan bir türk erbil şehri hakkında şöyle demiştir: erbil şehrinin merkezinde olan kale, üç mahalleden oluşmaktadır. Doğuda saray, güney batıda tophane ve kuzeyde tekke mahallesi. Bazı tarihçiler bu türkmenlerin abbasi halifeler döneminde ırak'a giren selçuk türkmenlerinden olduğunu iddia ediyor ki bir zamanlar devlet gücünü ellerine alıp bağdat, musul gibi vilayetlerde hüküm sürerek halkı ile karışmışlardır. Bir kısım tarihçilerde bu türklerin bağdat'ı kurtarmak için farslar aleyhinde dördüncü murat tarafından hazırlanan ordu erlerinden olduğunu öne sürmektedir. Çünkü ordunun işi tamamlandıktan sonra bir bölümü dönerek diğerleri bağdat'ta kalıp güney ve kuzey eyaletlerinde bulunan türkler'in yaşadıkları çizgi üzerinde yaşamışlardır. Zamanla bu türkler yaşadıkları çizgi üzerinde bir garnizon oluşturarak bölgede bulunan devşirme topluluklarına mensup olmuşlardır. Ayrıca anadolu ile ırak'ı birbirine bağlayan bu çizgi üzerindeki köy ve şehirlerde yaşayan türkler, değişik sultan ve hakimlerin yardımı ile toprak sahibi olup tarım, sanayi (endüstri) ve memurluk gibi mesleklerle uğraşmışlardır. Tarihçilerin bazıları ise türkmenler neslini ikiye ayırmıştır:birincisi, dokuzuncu çağda abbasi halifelerini savunmak için ırak'a giren ücretli askerler nesli. İkincisi, orta çağlarda ırak'a saldıran türk ve moğollar nesli. Bu türklerin konut yeri güneydeki kürt bölgeleri ile mendeli arasına düşen köy ve şehirlerdir. Yani kuzeyde kerkük ve musul şehrinin kuzey ve batısındaki bölgelerdir. Özellikle telafer'lilerin kullandıkları dil ise çoğunlukla türkçe'dir. Ama büyük bir kısmı arap ve kürt bölgelerine yakın olduğu için türkçe yada arapça konuşmaktadır. Bölgede türkmenler, ırak batısındaki sıncar'dan başlayıp telafer merkezi neyneve ve erbil kuzeyinde olan bölgelerde yayılmışlardır. Bu da türkmenlerin sadece bu yerde yaşadıkları anlamına gelemez. Çünkü değişik nedenlerden dolayı ayrı ayrı yerleri konut bilmişlerdir. Örneğin güneydeki mendeli ve kuzeydeki kerkük arasındaki bölgeler yani kürt bölgesinin batısındaki köy ve şehirler. Ayrıca kullandıkları dil özel bir türk şivesidir. Üstelik çoğu da arapça'yı iyice bilmektedirler.

Nüfusları:

Irak hükümeti açıktan devamlı türkmen nüfusunu azaltmaya çalışmıştır. Dolaysıyla şimdiye kadar türkmen nüfusunu belirten tarafsız bir sayım yapılmamıştır. 1957 yılında yapılıp sonuçları 1959'da açıklanan sayım da ıraktaki türkmenlerin sayısını yaklaşık 567.000 kişiydi. Yani ırak'ın toplam sayısında yaklaşık %10 du. Ama ırak hükümeti her türlü yolu deneyerek bu gerçeği saklamaya çalışmıştır. Fakat 1957 sayımına göre kuzey ırak'ta sayıları %73 oranında bulunan türkmenler şu anda ırak halkların genelinde üçüncü sırada gelmektedir. Irak'ın toplam sayısında ise yaklaşık %29,6 oranını oluşturmaktadır. 1957-1977 yılları arasında nüfus artısı %1 oranından daha az olduğu görülmektedir. Genellikle ırak'ta türkmen oranın 1957-1977 yılları arasında %2,1 oranından %1,2 oranına düştüğü anlaşılmaktadır. Yukarıdaki bilgilere göre türkmen oranı devamlı azalmaktadır. Nedeni ise:

a.türkmenler kuzey ırak'ta özellikle telafer'den musul'daki sıncar, erbil, kerkük, hanekin ve diyale'den mendeli'ye kadar uzanan bölgelerde zorunlu göçe maruz kalmışlardır.

B.ırak hükümeti kürt halkına kullandığı asimilasyon politikasını türkmenlere de kullanmıştır.

Irak'ta nüfus artış oranı %3,2 olduğu halde türkmenlerin toplam sayısı 1994 yılında kerkük, erbil, musul, salahattin ile diyala'ya bağlı köy, kasaba ve bağdat'ta yaşayanlar dahil en kötü tahmine göre yaklaşık 3,000,000 kişidir.

Sonuç

Irak'taki türkmenler eski zamandan beri vatanlarından şimdiki yurtlarına ya akarak, ya sığınarak, yada saldırarak gelmişlerdir. Ayrıca belirttiğimiz gibi türkmenler değişik zamanlarda ırak'a yerleşip halkla kaynaşmışlardır. Ama çoğu zaman onlar osmanlı devletin kalıntısı olarak nitelendirilip kendi kültür ve medeniyetlerinden uzak tutulmuşlardır. Türkmen halkı kendi tarih ve kültürünü her zaman muhafaza etmeye çalışmıştır. Türkmen tarihi bir çok insanlar tarafından bilinmeyen ve gereken önemi görmeyen bir görünüm sergilemektedir. Ama hakikat böyle değildir. Tarih çağlarını birbirine bağlayan dönemlerden türkmenlerin tarih ve kültürünü anlatan bir çok kitap ve kaynaklar bulunmaktadır. Her ne kadar bu kaynaklar baskı gücüne maruz kalsa da yine de türkmen varlığının uzak ve yakın gerçeğini kimse örtbas edemez. Bunun için günümüzde tarihi, sosyal, siyasi ve her yönüyle incelememiz gereklidir. Ayrıca tüm çabaları birleştirip türkmen varlığını canlandırmalıyız.

 
 

.

 
 
  Bugün 7 ziyaretçi (32 klik) kişi burdaydı!
 
 
KERKÜK TÜRKTÜR TÜRK KALACAK Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol